replika saat ve varlık bilgileri34 evet güzel bilgileri yazan replika saat diyorki birleştiren ve ayıran ilişki türü, kendi aralarında münasebet bulun münasebeti olarak, verili olan salt dışsallık olarak mekânsal ilişkidir v kendi bedeni üzerinden başkasını yakaladığını sanan realist, bır btüe--bir bedenden ayrıldığı gibi başkasından ayrıldığı kanısındadır, bu da. r. değilim” yargısının içerdiği olumsuzlamanın ontolojik anlamının.'Mis; r değildir” yargısında içerilen olumsuzlamayla aynı türden olduğunu ur..;-ce bilinçlerin ayrılığı bedenlere yüklenebilir olduğunda, çeşitli buınderr-A sanki kökensel bir mekân ortaya çıkar, yani, tam da vcnli bir hiçlik, nniiF edılginlikle maruz kalınan bir mesafe onaya çıkar, idealizm, elbette,bes denimi de başkasının bedenini de nesnel tasavvur sistemlerine indirger penhauer’e göre, benim bedenim “dolaysız nesne”dcn başka bir şey değili bunun için bilinçler arasındaki mutlak mesafe ortadan kaldmimaz. Eksi tasa\voırlar sistemi -yani her bir monad- ancak kendi kendiyle smırlandı olduğundan, kendisi olmayan şeyle münasebet sürdüremez. Bilen öznı başka özneyi sımrlandırabilir ne de onun tarafından smırlandınlabılir. ne kendi olumlu yoğunluğuyla yalıtılır ve bunun sonucunda, kendisi ile kilde yaktık bir başka sistem arasındaki mekânsal bir ayırım bizatihi dişi olarak korunur. Böylece, bilincimi başkasının bilincinden örtük biçirat sev
,,,|,ıııiı ilöylcce, realist için olduğu kadar idealist içm de kendim dayaiaı, h,, ın,^ vardır: başkası bizim için mekânsal bir dünyada onaya çıkanidıC'indaf, on hı:ı başkasından ayıran da gerçek [reell ya da ideal bir mekândıı lUı bııvarsayıın ciddi bir sonucu da beraberinde getirir: nitekim, cg<-ı jııia nıspclle larksız dışsallık kipinde olmak zorundaysam, kendi varlığımda b; l^jisıııııı belirmesi ya da ortadan kalkması, beni, bir kendindenın bir başka k* (liiKİeniıı belirmesi ya da kaybolmasıyla etkilenmesinden daha iazla (ükık ı; Dolayısıyla, başkası, kendi varlığıyla benim varlığım üzerinde etk.ıyernedığı m (C, benim için açığa çıkabilmesinin yegane tarzı nesne olarak bilgimde b'dırrr ur. Ancak bu demektir ki, başkasını, bir izlenimler çokluğuna kendiliğinden İllin dayattığı bir birleşme olarak oluşturmak zorundayım, yani ben, başk: onun kendi deneyim alanı içinde kuran kişiyim. Şu halde başkası benim içi ııtııjcden başka bir şey olamaz, hattâ beri yanda kurduğum bütün bir epıslı lo)l bu imge nosyonunu ötelemeyi hedeflese bile olamaz; ve yalnızca bu t lu'iTi benim hem de başkasının dışındaki bir tanık, imgeyi modeliyle kıya bilir ve imgenin doğru olup olmadığına karar verebilir. Oie yandan bu t; da, yetkili kılınmak için, bana ve başkasına karşı bir dışsallık münasebeiı olmaması gerekir, aksi takdirde bizi ancak imgeler aracılığıyla tanıyacak, lanıgın, varlığının ekstatik birliği içinde hem burada, benim içsel olum: mam olarak benim üzerimde, hem de orada, başkasının içsel olumsuzl olarak başkasının üzerinde olması gerekir. Nitekim Leibnız’de karşıla Tann’ya başvoım, düpedüz ve sadece içselliğin olumsuzlanmasına başv teolojik yaratma nosyonunun gözlerden sakladığı da budur: Tanrı ben başbsıdır, hem de değildir, çünkü bizi yaratmıştır. Nitekim, gerçekliği sız olarak ve zorunlu bir besbellilik içinde kavramak için ben olması ve rafsızlığını korumak ve orada başkası olabilmek ve olmayabilmek için i ması doğru olur. Burada yaratma imgesi en uygun olanıdır, çünkü yat mi içinde yarattığım şeyi en uç noktasına kadar görürüm -çünkü yara kendimim- ama yine de yarattığım şey bir nesnellik olumlaması içi üzerine kapanarak bana karşı durur. Böylece, mekânsallaşlırıcı önvar; mı
Ilgın içinde, ayrı bir varoluş ile panteist bir kaynaşma arasında herzaı^, sizlik içinde kalınm. Yaratma kökensel bir edimse ve kendimi Tanriyj patmışsam, artık hiçbir şey Tanrı karşısında varoluşumun leminau olaı^ kû heykeltıraşın tamamladığı heykeliyle ilişkisinde olduğu gibi. Tanrı ^ yalnızca bir dışsallık münasebetiyle bağlanmıştır ve bundan sonra bç imgelerle tanıyabilir. Bu koşullar altında. Tanrı nosyonu, bir yanda olumsuzlanmasını bilinçler arasındaki tek mümkün bağlantı olarak c yarken, diğer yandan da olanca yetersizliğini göstermektedir; Tann.i varoluşunun güvencesi olarak ne zorunlu ne de yeterlidir; aynca ben arasındaki aracı olarak Tann’nın varoluşu esasen bir başkasının içsel tısı halinde benin mevcut olmasını varsayar, çünkü Tanrı, bir Tinin İlkleriyle donatılmış olduğundan, başkasının özcevberi olarak ona çünkü başkasının varoluşunun gerçek bir temelinin benim için ge için esasen benimle içsellik bağlantısı halinde olabilmek zorundadı göründüğü kadarıyla başkasının varoluşuna ilişkin pozitif bir teori bsıyla kökensel ilişkimi bir içsellik olumsuzlanması olarak göz öı tanı başkasının ve benim kökensel ayrılığımızı ortaya koyan vebı i başkası aracılığıyla, başkasını da benim aracılığımla belirleyişini a içinde ortaya koyan bir olumsuzlama olarak düşünmüş olsaydı ükten kurtulabilmesi hem de Tann’ya başvurmaktan vazgeçebil! aba sorunu bu veçhesiyle ele almak
(il.iM baSıniıyı, bizatihi bdııışiyk b.-ı h,ışınlıyı kavramak için goMrnlcıı t.a posiıilası terk edilmiş gibi gOıııın.c ,|ı , ni benim başkasıyla olan temci bağlam ilişkin olumlama korunur
[ Nückim Husserl, Dcscurlcs^ı I rlrUnn hı "t\r İMcdiiations cartesiennesl ve "FilîmW ve Transandantal Mantıly'uı [I oınıale ııml I ranszendentale Logikl uk henciliSi olumsuzlamaya koyulılnp.nııda, luşkaMua başvurmanın bir dünyanın oluşluiülmasında vazgeçilmez koşul nlılugıınn gbsiennek sureliyle bunu başar tiıgına inanır. Doktrinin aynniılaı um j’.iı mekslzm, başlıca hareket noktasını göı icrmeklc yetineceğiz: HusserlV gbıe, bilinçle açığa çıktığı haliyle dünya monati lararasıdır. Bilinç yalnızca (alanen .sonun ve ampirik görünme olarak değil, am birlik ve zenginliğinin sürekli bir koşulu olmak başkasına mevcuttur. Şu masa ya da şu ağacı ya da şu duvar parçasını isu-i’ yalnızken isler başkalarıyla berabe kcn düşündüğümde, başkası, bizaiılıi tlılşiiıulüğüm nesneye ait bir kurucu ıı jer katmam olarak her zaman oıntladır; kısaca, onun nesneliginin gerçek ğuvc co.si olarak oradadır. Ve bizim psikolizik beniıniz dünyaya çağdaş olduğunti, dünyanın parçası olduğundan ve tltınya ile birlikte fenomenolojik indirgem mamz kaldığından, başkası bu bcnin bizatihi oluşumundaki zorunluluk ola belirir. Eğer dostum Pierre’in -ya da genel olarak başkalarmtn- varoluşum bu varoluş ilke olarak benim deneyimim dışında olduğundan ondan şûpht mek zorunda kalırsam, kendi somut varlığımdan, şu ya da bu eğilimleri, şt alıjbnlıkları olan, belli bir karaktere sahip ampirik öğretmen gerçekliğimdt şüphe etmem gerekir. Benim benim için ayrıcalık yoktur; benim ampirik l ile başkasının ampirik Egosu dünya üzerimle aynı anda belirirler; ve genel kası” imliği bu “ego’lardan her ikisinin oluşturulması için de zorunludur ce her nesne, Kant’ta görüldüğü gibi, öîrneyle basil bir ilişki aracılığıyla t] ruimak şöyle dursun, benim somut deneyimim içinde çokanlamlı olarak I tanımlanmamış bir bilinçler çokluğuna atıfla bulunan sistemlere kökensel sahipmiş gibi verilir; başkası, düşünülen nesnenin sürekli bir şekilde aiı lundugu şey olarak da, Pierre’in ya da Paurün somut görünmeleri vesile benim tarafımdan, masanın üstünde, duvarın üstünde keşfedilir.
Elbette bu görüşler klasik doktrinlere kıyasla bir gelişmeyi gerçekle Araç-şeyin, kullanılabilir-şeyin [chose-uslcnsile] keşfedildiği andan ilib
Jran-I'aıti >«ıir
knuli-iv,in yokluğuna gönderme yaplıgı yad'.ııınma/ Hu konuya ılöıu'ccgiz, Aynı şekilde, “başkası” imlernmltı (U*tıc'ylm<k-ıı, ya daüetiey,^ siyle gerçekleşUrilen ömeksemeci bir akıl yiımiıın-dı-ıı gekMucyccegı uun itMsinc, deneyim, başkası kavramınm ışığında yoınmlanır minin a prioh olduğunu mu söylemektir? I'aınu dalu m)iıra belirlemeye giz, Ne var ki bu yadsınamaz avantajlarına tagnifn 1 lusM-ıl’in teorisi kinden belirgin bir şekilde farklıymış gibi goınnnıuyoı Cbnkü gerçekle^ nim ampirik Egom başkasmmkinderı dalın Ucmii olmasa da. Husserl.buj
radikal bir şekilde ayn olan ve Kanl’m öznesliK' la/lasıyla lıcnzeyctıua-replika saat yazdı..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder